İnsan bedeninin yaşlanma süreci, her organın aynı anda ve hızda değiştiği lineer bir akıştan ziyade, hormonal sinyallerle şekillenen dalgalı bir süreç olabilir. Kalkınma biyoloğu Sanju Sinha liderliğindeki ekip, Nature Aging dergisinde yayımladıkları çalışmada 970 kişiden elde edilen 25 binden fazla doku örneğini inceleyerek bu tezi destekledi. Geliştirilen PathStAR adlı hesaplama sistemi sayesinde, doku yapısındaki mikroskobik değişiklikler haritalandı.
Çalışma, bazı organların 30’lu yaşlarda hızla değişkenlik gösterdiğini, diğerlerinin ise menopoz dönemine kadar nispeten stabil kaldığını ortaya koydu. Özellikle atardamarlar 30’lu yaşlarda en sert yapisel değişikliği yaşarken, rahim ve vajina 50’li yaşların başında belirgin bir dönüşüm geçirdi. Yumurtalıklar ise 35-40 ve 55-60 yaşları arasında iki ayrı hızlanma dalgası gösterdi. Araştırmacılar, sindirim sistemi organları dahil olmak üzere dokuzun üzerinde dokuda benzer iki fazlı bir yaşlanma deseni tespit etti.
Sinha, yumurtalıkların tüm vücut yaşlanmasının bir nevi ritm belirleyici (pacemaker) gibi davrandığını ve hormonların bu senkronizasyonun anahtarı olduğunu belirtti. Organların hızlanan yaşlanma süreçlerinde iltihaplanmanın artarken, enerji üretiminin ve hücre kalite kontrol sistemlerinin azaldığı görüldü. Bu bulgular, yaşlanmayı yavaşlatma amaçlı tedavilerin organ bazlı ve dönem bazlı hedeflenmesi gerektiğine işaret ediyor.



