Mutluluğun sırrı ne parayla ne de anlık zevklerle açıklanabiliyor. Toronto Üniversitesi’nden araştırmacılar Jason W. Payne ve Ulrich Schimmack tarafından yürütülen yeni bir çalışma, mutluluğun en temel belirleyicisinin özgürlük hissi olduğunu ortaya koyuyor. Araştırma, Pozitif Psikoloji Dergisi’nde yayımlandı.
Çalışma kapsamında 18 ile 80 yaş arası 1.200’den fazla katılımcıyla görüşme yapıldı. Bilim insanları, psikolojik ihtiyaçları üç ana başlıkta inceledi: yetkinlik hissi, sosyal bağlar ve özerklik. Sonuçlar, yetkinlik ve sosyal bağların genellikle kişiyi o an iyi hissettirmesiyle mutluluğa katkı sağlarken, özerkliğin farklı bir mekanizma işlediğini gösterdi. Katılımcılar, hayatlarının diğer yönlerinden duydukları memnuniyet veya memnuniyetsizlikten bağımsız olarak, kendi yaşamları üzerinde daha fazla söz sahibi olduklarını hissettiklerinde genel bir yaşam memnuniyeti bildirdiler.
Bu bulgu, insanların sadece ‘şu an nasıl hissediyorum?’ sorusunu sormadığını, aynı zamanda ‘bu hayat benim mi?’ sorusunu da sorduğunu kanıtlıyor. Araştırmacılar, bu nedenle bazen insanların anlık bir konfor sağlamayan ancak bağımsızlık getiren zorlu kararlar alabildiğini belirtiyor. Çalışma, ne salt zevk odaklı bakış açısının ne de salt manevi değer odaklı bakış açısının tek başına yeterli olmadığını, sağlıklı bir yaşam değerlendirmesinin her iki bileşenin birlikte ele alınmasını gerektirdiğini ortaya koyuyor.



