Sömürgecilik çağının sona ermesinin ardından küresel göç hareketleri, sadece ekonomik kaçıştan öteye geçerek nitelikli insan kaynağının transferi boyutuna taşındı. Gelişmekte olan ülkelerde yetişen doktor, mühendis ve öğretmen gibi üst düzey yetkinliklere sahip bireyler, daha iyi yaşam standartları ve kariyer fırsatları arayışıyla gelişmiş ülkelere yöneliyor. Bu durum, kaynakları tarihsel süreçte sömürülen ülkelerin, bu kez de emek gücünün beyninin çekilmesine neden oluyor. Uzmanlar, bu sürecin askeri işgal yerine ekonomik ve kültürel etkilerle işleyen ‘modern sömürgecilik’ tartışmalarını yeniden alevlendirdiğini belirtiyor. Gelişmiş ülkeler, göç politikalarında puan ve yetenek kriterlerini öne çıkararak yalnızca ‘kullanışlı’ gördükleri kitleleri tercih ederken, bu da sığınmacılar arasında eşitsizliği derinleştiriyor. Öte yandan, yeni hayatlerine uyum sağlamaya çalışan göçmenler, aidiyet duygusu, vatan hasreti ve kendi ülkelerine hizmet etme imkânını kaybetme üzerine oluşan vicdani çatışmalarla da mücadele ediyor. Kazanılan gelirin ailelerine aktarılması göçün olumlu yönü olarak öne çıkarken, insan kaynağı kaybının yarattığı yapısal boşluklar uluslararası gündemdeki yerini koruyor.
İnsan Kaynağının Göçü: Modern Sömürgecilik Tartışması
Elif Yıldırım ·



