Birleşik Krallık’ta uzun vadeli kamu borçlanma maliyetleri, Eylül 2026’da 1998’den bu yana en yüksek seviyesine ulaşarak Başbakan Andy Burnham ve Hazine Bakanı John Healey üzerindeki baskıyı artırdı. Çarşamba günü 30 yılllık devlet tahvili (gilt) getiri oranı yüzde 5,89’a yükselirken, bu seviye son 28 yılın zirvesi olarak kayıtlara geçti. Aynı zamanda 10 yılllık tahvil faizi de yüzde 5,22’ye çıkarak 2008 küresel finans krizi döneminden bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.
Bu artış, piyasa katılımcılarının enflasyon endişeleri, devletlerin artan borçlanma düzeyleri ve yapay zeka alanındaki yüksek teknoloji şirketlerinin devasa yatırımlarıyla rekabet etmesi sonucu yaşanan likidite sıkışıklığını yansıtıyor. Yüksek borçlanma maliyetleri, hükümetin kendi belirlediği mali disiplin kuralları içinde hareket edebileceği alanı daraltıyor ve tüketici maliyetlerini düşürmeye yönelik potansiyel mali desteklerin finansmanını zorlaştırıyor.
Başbakan Burnham, meclisteki ilk konuşmasında ekonomik istikrar ve yaşam maliyetleri kriziyle mücadelede “mali sorumluluğun” hükümetin temeli olacağını vurguladı. Ancak Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch, hükümetin harcama odaklı büyüme teorisini eleştirerek bu yaklaşımın halkı zenginleştirmediğini savundu. Uluslararası alanda da benzer bir tablo görülüyor; ABD’de Merkez Bankası’nın faiz artırabileceğine dair beklentiler ve jeopolitik gelişmeler, oradaki borçlanma maliyetlerini de yükseltti. Uzmanlar, küresel piyasalarda devlet tahvilleri ile teknoloji devlerinin finansman ihtiyaçları arasında artan rekabetin, faiz oranlarını yukarı ittiğini ve yeni hükümetin savunma harcamaları ile sosyal destekler için sürdürülebilir bir finansman planı sunması gerektiğini belirtiyor.



