Televizyon serisi ’Lanterns’ın dördüncü bölümü, izleyicileri bir yandan aksiyonun doruğuna taşırken diğer yandan hayal kırıklığına uğratan bir deneyim sunuyor. Bölümün en dikkat çekici anı, sinir bozucu karakter Sinestro ile eski öğrencisi Hal Jordan’ın kısa süreli buluşmasıydı. Oyuncu Ulrich Thomsen, rolünde oldukça etkileyici bir performans sergilese de, karakterin hikayedeki derinliğinin yeterince işlenememesi eleştirilerin hedefi oldu.
Eleştirmenler, başlangıçta merak uyandıran bu diyalogların çok erken sona ermesinden ve önemli bir antagonist olan Hector Hammond’ın neredeyse tek bir sahneyle geçiştirilmesinden şikayetçi. Bu durum, yapımın fantastik öğelerini pratik televizyon prodüksiyonuna uyarlamaya çalışırken başlıca karakterlerin potansiyelini israf ettiği algısını pekiştiriyor. Öte yandan, Hal Jordan ve John Stewart arasındaki gerilim ve mizahi etkileşim, bölümün en güçlü yönü olmaya devam ediyor.
Bölüm, gizli casus kimliğinin açığa çıkmasıyla birlikte hikayeye yeni bir boyut katıyor. John Stewart’ın sadakati ile hırsları arasındaki dengeyi sorgulayan son sahne, beşinci bölüm için büyük merak uyandırıyor. Tüm olumsuzluklara rağmen, karakterler arası dinamikler ve artan tansiyon, serinin ikinci yarıda toparlanma potansiyeli taşıdığını gösteriyor.



