Premier Lig, Avrupa futbol pazarında kendi içinde kapalı devre bir ekonomi yaratmıştır. Son transfer penceresinde İngiliz kulüplerinin birbirine yaptıkları harcamalar, yurt dışından alınan oyunculara yapılan yatırımların iki katına ulaşmıştır. Liverpool Üniversitesi’nden finans profesörü Kieran Maguire, bu durumu “Premier Lig vergisi” olarak nitelendiriyor. Geçtiğimiz yıl 27 tane 40 milyon sterlin ve üzerindeki devasa transferin 18’i tamamen İngiliz kulüpleri arasında gerçekleşirken, Avrupa’dan gelen büyük transferlerin sayısı dokuzla sınırlı kaldı.
Bu durum, İngiliz kulüplerinin yabancı oyuncuları daha erken aşamada keşfedip Premier Lig standardına getirdikten sonra birbirine daha yüksek fiyatlardan satmasıyla açıklanıyor. Yeni maaş sınırlaması kuralları da kulüplerin yüksek kâr marjlarına yönelmesine neden olmuş; çünkü bir oyuncudan elde edilen kâr, bütçe yönetimi açısından oyuncunun sahadaki performansından daha belirleyici hale gelmiştir. Bu yapı, yüksek gelirli “Büyük Altılı” kulüpleri avantajlı konuma taşırken, diğer kulüplerin hayatta kalabilmesi için oyuncu ticaretine daha bağımlı hale gelmesine yol açmıştır. Premier Lig, artık diğer liglerin rakip olabileceği bir pazar değil, kendi kurallarını koyan ve dünya futbolunun geri kalanını dışlayan bir finansal balon gibi işlev görmektedir.



